Pandemi Sonrasına da Kalacak 5 Perakende Trendi

Güncelleme tarihi: 13 Ara 2020

Her şey tuvalet kağıtlarını stoklamamızla başladı! Şaşkınlıkla ne alacağımızı bilemeden ona buna saldırdığımız; alışveriş, eğitim, iş, eğlence, sosyal yaşam yani bütün hayatı eve sığdırmaya çalıştığımız dönem peşini biraz daha rahatladığımız bir yaza bıraktı. Bu süreçte bazı zorlama durumların normale döndüğünü bazı eğilimlerin ise kalıcı olmaya yüz tuttuğunu görüyoruz. Son araştırmalar sürü bağışıklığına 2021 Q3-Q4 gibi ulaşacağımızı; ancak normal hayata 2021 Q2 sonu gibi geçilebileceğini öngörüyor. Peki bu süreçte tanıştığımız ancak pandemi sonrasında da bizimle yaşamaya devam edecek perakende trendleri neler?

1. Dönüşüm oranları artıyor/ Mağaza içi Deneyim Fark Yaratıyor: Hayır, daha çok alışveriş yapıldığından değil. Yıllarca kuru kalabalık dediğimiz grup mağazalardan elini eteğini çektiği için:) Artık gerçekten ihtiyacı olan kişiler, ihtiyacı olduğu zaman ve hatta ön araştırmasını da tamamlayarak mağazaları ziyaret ediyor. Yani aslında payda küçüldüğü için dönüşüm oranları artıyor. Bu kadar “hazır” gelen müşteriyi de geri çevirmemek, çok daha iyi ve dedike bir hizmet sunmak fark yaratıyor. Best Buy gibi Apple gibi markaların yıllardır uyguladığı randevulu hizmet gibi kurgular yaygınlaşıyor. Birebir iletişim ve servis, ayrışan bir değer önermesi oldu bile. Diğer yandan ufak hoşluk anları yaratmak da oldukça trend. Alışveriş sırasında müşterilere ufak ikramlar, hediyeler sunmak süreci daha keyifli hale getiren dokunuşlar.

2. Güvenlik ve Kolaylık Hiç Olmadığı Kadar Önemli: Güvenlik derken sadece maskeleri ve mağaza içi yönlendiricileri kastetmiyorum aslında. Gerçekten işini hızlıca ve sürecin her adımını temassız tamamlamak, hijyen beklentiler haline geldi. Uygulama anlamında en yaygın/belirgin değişimi ödeme adımında görüyoruz. BKM’nin Temmuz 2020 verilerine göre temassız ödeme oranı önceki yılın aynı dönemine göre 3 kat artmış. Mağaza içinde her 5 kişiden 1’i temassız ödemeyi tercih ediyor. Mastercard verilerine göre ise bu oran dünya genelinde %40 seviyesinde. Yani gidilecek yol var.


Diğer yandan; sadece ödeme adımı değil içerideki tüm alışveriş yolculuğunu hızlı ve temassız hale getirmek de çok önemli. Buraya küçük bir reklam alayım:) Turkcell de bu alandaki çalışmalarını “temassız mağazacılık” adı altında duyurdu.

Sanal prova odaları ise bir diğer yenilik. Ayna işlevi de gören ekranların karşısında istediğiniz kıyafeti sanal ortamda üzerinizde deneyebiliyor ve yakışanı hızlıca alabiliyorsunuz.


3. Tedarik Zincirinin Yeni Katmanları: Yıllardır e-ticaret yapan ya da bu dünya ile yeni tanışan; en büyüğünden en küçüğüne bütün firmaların gündeminde ve hatta yatırım sıralamasında başı çeken bir konu. Üretimden iade adımına kadar sürecin yönetimi ve en hızlı hizmetin minimum maliyet ile sunumunu sağlayacak stok ve lojistik ağ yönetimi yeni dünyanın en popüler sorunu. Birçok firma kendi lojistik ağını kurma derdinde. Aynı zamanda geleneksel mağazacılık da yapan pek çokları ise mağazalarını teslimat ya da iade noktası olarak da tanımlıyor. Amerika’nın katlı mağazacılık devi Macy’s yaklaşan indirim/tatil döneminde 2 ana mağazasını tamamen ara lojistik merkezi olarak konumlandıracağını açıkladı. Yani geleneksel mağazacılık yapmayacak; sadece teslimatları yapan ve iadeleri alıp ters lojistik süreçlerini yöneten noktalar olacak. Bu döneme özel yapılan uygulamanın sonrasında kalıcı olup olmayacağı merak konusu. Bence; sadece Macy’s değil birçok mağazanın geleceği buraya evrilecek.


4. Sorumluluk, Sürdürülebilirlik, Çeşitlilik: Bu süreç hepimizi topluma, insanlığa, gelecek nesillere karşı daha duyarlı hale getirdi. Dünya kocaman bir köy ve bütün insanlık ancak ona ve birbirimize iyi bakarsak var olmaya devam edecek. Firmalardan da bu yöndeki beklentilerimiz arttı. Çalışanlarımızın güvenliğini, sağlığını önemsiyoruz demelerini istiyoruz. Çevreye karşı duyarlı, sosyal sorumluluklarının bilincinde olan ve buna uygun davranan firmaları takdir ediyoruz. Toplumsal faydaları kendi çıkarlarının önünde tutmayı başarabilen firmaları tercih ediyoruz. Geri dönüşümlü paketleme malzemeleri kullanmaktan tutun da 2 haftada bir yeni sezon çıkarmak yerine kalıcı ve sürdürülebilir bir koleksiyonla müşterilerine hizmet vereceğini açıklayan GAP markası buna iyi bir örnek. Ancak, yerli markalarda bu yönde çok hareket görmüyorum. Bakalım Türk tüketicisinin davranışlarındaki değişim, yerli markaları da hareketlendirecek mi?

5. Özgün Pazarlama Araçları Öne Çıkıyor: Pandemi süreci pazarlama yönetimi alanındaki kabullerimizi de dönüştürdü. Dijital pazarlama beklenenden çok daha hızlı büyüyor, büyümeye de devam edecek gibi gözüküyor. Geleneksel reklamcılık yerini kullanıcıların ürettiği özgün içeriklere bıraktı. Influencer’lar markaların yeni reklam yüzü artık. Sosyal medya yeni ve en etkili mecra. Bu konudaki notlarımı bir önceki blog yazımda bulabilirsiniz:) 4. maddeye referansla; markaların çeşitliliği, sürdürülebilirliği savunmasının; ürün kataloğunu anlatmasından daha çok dikkat çektiğini biliyoruz. Yeni söylemler, yeni platformlarda vücut buluyor diyebiliriz.

Hayatımızı alt üst eden bu salgın; alışveriş dinamiklerimizi ve alışkanlıklarımızı da kökünden sarsıyor. Salgından sonra hayatın nasıl devam edeceğini bugünden öngörmek çok zor. Ama bu tufan geçtiğinde heybemizde neler kalacak, yolumuza nelerle devam edeceğiz ufak ufak belirginleşiyor. Bunları görmek/fark etmek, tufan sonrasına hazırlanmak için ilk ve en önemli adım sanırım. Umarım bizi daha temiz bir dünya; daha sorumlu, daha özgün bir iş yaşamı ile daha sağlıklı nesiller bekliyordur.

172 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör