Kariyer Detoksu

Güncelleme tarihi: 13 Ara 2020

Aslında niyetim vücudumda biriken toksin maddelerden arınmak, daha sağlıklı ve tabi daha ince bir bedenle yılın son dönemecine hazır girmekti. Ne kadar zor olabilir ki dedim kendime, altı üstü 5 gün sıvı besleneceğim. Az kalorili diyetler yapmıştım daha önce de, bu da bir çeşit diyet.. Geçen hafta katıldığım detoks programına girerken aklımdan geçenler tam olarak bunlardı. Oysa şimdi bir yandan “arınma” kavramının ruhen ve bedenen ne derin anlamlar içerdiğini düşünüyor, bir yandan da "kariyer detoksu" nun olabilirliğini sorguluyorum.



Sahip olduğun ya da tükettiğin şeylerin çokluğu, üzerine aldığın her bir dozun marjinal faydasını düşürüyor. Dolayısı ile tatmin için daha fazlasına meylediyorsun. Mesela ben, her gün fincan fincan tükettiğim kahve olmadan yaşayamam derdim. Bir yerden sonra tadı buruk gelse de, kokusunu tam hissetmesen de elinde bırakamazsın o fincanı. Oysa 5 günlük programın ertesi günü sabah içtiğim o ilk kahvenin kokusu.. işte o tek fincan.. Yokluğunu deneyimlediğin kısa bir sürenin ardından sahip olduğun ufacık bir doz bile inanılmaz keyif verebiliyor. Şimdi bu öğretiyi alıp “bana yetmiyor” dediğiniz her konuda test edebilirsiniz:)

Bu arınma çabasının bir de dozu varmış, önemli olan. Ben azalttım, yavaş yavaş bırakıyorum söylemleri yersizmiş, onu gördüm. Konfor alanından gerçekten çıkmak lazımmış. Evet sancılı, vücut bu temizlenme sürecine ciddi anlamda tepki veriyor. Ama rahatsızlığı hissetmeden de tam anlamı ile toksinlerden kurtulamıyorsunuz. Sarsılmalı, o mide bulantısını, baş ağrılarını hissetmeli, yoklukla baş etmeli ve düze çıkmalısınız. Ancak o zaman sonrasında gelen yenilenme hissini ve enerjiyi hissedebiliyorsunuz.

Durmaksızın çalışmak=Durmaksızın yemek

Durmaksızın çalışmak da durmaksızın yemek yemek gibi midir acaba? Kabul gören doğru, durmaksızın yemenin kötü olduğu, daha az ve daha seyrek beslenmenin sağlığımıza iyi geldiği yönünde. Sanırım iş hayatı için bunu söyleyemeyiz. Kariyer hayatında kabul gören doğru belirli bir ritimde sürekli ileriye doğru hareket etmek. Bir kariyer yolunda ara vermeden, başka yöne sapmadan, dur durak bilmeden, sürekli ilerlemek, ilerlemek, ilerlemek.. O pozisyondan, daha kapsamlı başka bir pozisyona; yöneticilikten, direktörlüğe, genel müdür yardımcılığına etiketleri teker teker toplamak. Hal böyle iken bırakın ara vermeyi, muhtemel boşlukları bile ek görevler, yan işler vs ile tıka basa doldurma peşindeyiz çoğumuz. Hakkımızda “ne kadar da dolu, nasıl yoğun, ne çok işin peşinde” diye konuşulsun, düşünülsün istiyoruz. Belki bu doluluk hissi iyi geliyor çoğumuza. Düşünmeden, çok da irdelemeden, haldır haldır bir sonraki hedefin peşinde geçen hayatlar. Başarı tabii ki geliyor ama belki her bir yeni başarıdan sonra duyulan marjinal tatmin hissi de bir o kadar azalıyor.


Ara vermek mümkün mü?

Neden olmasın? Bunun yöntemi istifa edip işi gücü bırakmak, bir tatil kasabasına yerleşmek ya da Moda’da bir cafe açmak olmayabilir. Konu toksinlerden arınmak, sistemi komple kapatmak değil. Dolayısı ile “zehirli” ne varsa onların tespiti ilk ve en önemli adım olabilir bu yolculukta. Toksik insanlar, toksik ilişkiler, toksik rutinler, toksik gündemler, toksik düşünceler, vs. Belki bulunduğunuz çalışma ortamını komple değiştiremeyebilirsiniz ama bunlarla aranıza net ve kalın bir duvar örmeye ne dersiniz? Zor ve sancılı bir süreç olacaktır, buna eminim. Ancak bazı şeylere ara vermenin, bazı konulardan iç disiplinle uzak durmanın sonrasında hissedeceğiniz rahatlama ve boşluk hissinin şahidiyim.

Kim bu toksikler, yolda görsek tanır mıyız?

Burada yemeklerle birebir bir ilişkilendirme yapamıyorum:) Tıp bilimi net olarak hangi besin maddelerinin hangi besin değerlerinden dolayı vücudumuzun neresine ya da hangi çalışma düzenine zarar verdiğini söylüyor. Hem de ispatlanmış veriler ile. Oysa iş yaşamında ya da genel olarak hayatta bu tespiti yapabileceğiniz bir liste yok. O zaman konu neyse hayatımıza etkisine, ya da üzerimizdeki semptomlarına bakabiliriz sanırım. Aslında işin zor kısmı da burası olabilir. Zira muhatap olduğunuzda kendinizi çok kötü hissettiğiniz şeyler değil onlar. Hatta tam aksine, belki konfor alanınız, belki alışkanlıklarınız, belki yıllardır “yapmadan duramadığınız” bağımlılığınız. Bir bırakırsam rahatlayacağım diye düşündüğünüz değil de onsuz ben ne yaparım dediğiniz şeyler belki de. Belki aşırısına maruz kaldığınızda bile bir tamamlanmışlık hissi yaşayamadığınız şeyler. Belki de tarife gerek yok, içerde bir yerlerde bir liste var zaten; sadece biraz cesaret lazım bakmak için:)

Hayatımızın bütünü gibi kariyerimiz de belirli bileşenlerden oluşan bir karışım aslında. Bazen bazı parçalar olması gerekenden daha fazla ya da daha yoğun olabiliyor. O yüzden de toksik yani zehirli hale geliyor. Bunları bir düşünün. Enerjinizi emen, belki vazgeçemediğiniz ama varlığı ile de mutlu olmadığınız. Ne kadar sık maruz kaldığınızı ve her bir temasın toplam yaşam kalitenizi ne kadar aşağı çektiğini. Olmasalardı zihniniz ne kadar berrak ve taze olurdu, bunları düşünün. Bir müddet onlarsız yaşamayı deneyebilir misiniz?


#detox #detoks #careerdetox #kariyerdetoksu #lifeco #lifecodetox

61 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör